Tüm girdiler
Prensip / YasaFizyoloji·Sayfa 376

Hering-Breuer Refleksi

Karl Ewald Konstantin Hering (5 Ağustos 1834 - 26 Ocak 1918) renkli görme, binoküler algılama ve göz hareketleri üzerine araştırma yapan Alman fizyologdur. Hering, Almanya'nın Saksonya eyaletindeki Altgersdorf'ta doğdu. Muhtemelen fakir bir ailede büyüdü, Lüteriyen bir papazın oğlu idi. Zittau'daki gymnasium'a gitti. 1853'te Leipzig Üniversitesi'ne girdi. Orada felsefe, zooloji ve tıp okudu. 1860 yılında M.D. derecesini tamamladı. Daha sonra 1870 yılına kadar Viyana Harp Okulu'na fizyoloji profesörü olarak atandı. Daha iyi kaynaklarla, fizyolojide, özellikle kalp ve solunum sistemleri üzerine önemli çalışmalar yaptı. 1870'de, sonraki 25 yıl boyunca kaldığı Prag Üniversitesi'nde Purkinje'nin yerini aldı. Orada, üniversitenin ülkenin dilinde öğretilmesini isteyen milliyetçi Çekler ile bir azınlık Alman profesör arasındaki şiddetli tartışmalara karıştı. Sonunda 1882'de ayrı bir Alman üniversitesi kuruldu. Prag'daki Alman Charles-Ferdinand Üniversitesi'nin ilk rektörü oldu. Sonra, Almanya'ya döndü. 1895'te 61 yaşında Leipzig Üniversitesi'nde profesör olarak çalıştı. 1915'te emekli oldu ve üç yıl sonra tüberkülozdan öldü.

Hering, günümüzde hiperakuite dediğimiz belirli görsel görevlerde görme keskinliğini yaklaşık bir derece aşan uzamsal bir çözünürlük üzerinde ufuk açıcı bir çalışma yaptı. 1899 tarihli ünlü eseri "Görme Keskinliğinin Sınırları Üzerine" adlı yayınında, 1863'te Alfred Wilhelm Volkmann ve 1892'de Ernst Anton Wülfing tarafından yayınlanan ampirik verileri özetledi. 1892'de rakip renk teorisini önerdi. Hering, öncelikle Thomas Young, James Clerk Maxwell ve Hermann von Helmholtz tarafından geliştirilen renk teorilerine karşı çıksa da günümüzde bu teorilerin birklikte doğru olduğu belgelenmiştir.

Her iki teorinin de sağlam ampirik kanıtları tesbit edildi. Bu gizem, retinada ve lateral genikülat çekirdekte renkli rakip ganglion hücrelerinin keşfi ile çözüldü. Artık insan gözünün üç tip renge duyarlı reseptöre (Young, Maxwell ve Helmholtz tarafından önerildiği üzere) sahip olduğunu ve bu reseptörlerin daha sonra sinyallerini Hering'in önerdiği gibi üç renk-rakip kanalda birleştirdiği tanımlandı. Bu nedenle, hem Hering hem de Young-Helmholtz teorileri doğru kabul edildi. Hering, organik hafıza fikrini ilk olarak Viyana'daki İmparatorluk Bilim Akademisi için 1870 tarihli bir konferansında önerdi. Hering, edinilen özelliklerin kalıtım fikrinden etkilendi ve anıların germ hücreleri tarafından nesiller boyunca aktarılabileceğini öne sürdü.

Hering, hayatının çoğunu Helmholtz ile şiddetle tartışarak geçirdi. Tartışma sadece bilimsel değil, aynı zamanda felsefi idi. Hering ve Helmholtz hemen hemen her konuda fikir ayrılığına düştüler ve tartışma her ikisinin de hayatlarının sona ermesinden sonra uzun sürdü. Bununla birlikte Hering, ikisi arasında çok daha saldırgandı ve Helmholtz'un yapmış olabileceği herhangi bir hataya her zaman dikkat çekmeye çalışıyordu, hatta bazen ona hakaret edecek kadar ileri gidiyordu. Hering'in araştırma yapmak için nasıl eğitim gördüğü biraz belirsizdi. O zamanlar Johannes Müller, belki de Almanya'daki en ünlü fizyologdu. Görünüşe göre Hering, onun yanında çalışmak için başvurmuş, ancak reddedilmişti, bu da Müller'in koruyucusu olan von Helmholtz'a karşı düşmanlığına katkıda bulunmuş olabilir. Bununla birlikte, Leipzig'de E. H. Weber ve G. T. Fechner, psikofizik alanının ne olacağı konusunda çığır açan çalışmalar yürütüyorlardı. Hering'in onların yönlendirmesi altında çalıştığına dair hiçbir kanıt olmamasına rağmen, sonraki yıllarında gururla kendisini "Fechner öğrencisi" olarak kabul etmiştir.

Josef Breuer (15 Ocak 1842 - 20 Haziran 1925) nörofizyolojide önemli keşifler yapan Alman doktordur. Viyana'da doğdu. Babası, Viyana'daki Yahudi cemaatine din dersleri veren bir kişi idi. Breuer'in annesi çok genç yaşta öldü ve anneannesi tarafından büyütüldü ve sekiz yaşına kadar babası tarafından eğitildi. 1858'de Viyana Akademisches Gymnasium'dan mezun oldu. Viyana Üniversitesi tıp fakültesine kaydolmadan önce bir yıl üniversitede okudu. Tıp sınavlarını 1867'de geçti ve üniversitede dahiliyeci Johann Oppolzer'in asistanı olarak çalışmaya başladı.

Viyana'daki askeri tıp fakültesinde Ewald Hering'in yanında çalışan Breuer, solunumun refleks doğasında vagus sinirinin rolünü gösteren ilk kişi oldu. Bu, önceki fizyolojik anlayıştan tamamen farklıydı. Bilim adamlarının akciğerlerin sinir sistemi ile ilişkisine olan bakışını değiştirdi. Bu ilişki Hering-Breuer refleksi olarak adlandırıldı.

1873'te birbirinden bağımsız olarak hem Breuer hem de fizikçi ve matematikçi Ernst Mach, beyinin denge duyusunun, iç kulağın yarım daire kanallarındaki sıvının hareketinden aldığı bilgiyi işleyerek çalıştığını keşfettiler.

Breuer, 1880'lerde Anna O. (Bertha Pappenheim'ın takma adı) ile yaptığı çalışmayla tanınmaktadır. Histerik bir davranış sergileyen hastası ile konuşma odaklı yöntem sayesinde tedavi sağladı. O dönemde bu yönteme katartik tedavi adını verdi. Breuer o zamanlar genç Sigmund Freud'un danışman hocasıydı ve onun tıbbi uygulamada bulunmasına yardım etmişti. Freud, Anna O davasını duymakla büyük ölçüde ilgilendi. Bu yöntem onun üzerinde derin bir etki bıraktı. 1909'da "Psiko-Analiz Üzerine Beş Dersinde" Freud, Breuer yöntemini kullandı ve hocasının hakkını teslim etti. Freud ve Breuer, Anna O. ve diğer vaka çalışmaları hakkındaki tartışmalarını 1895 tarihli "Studies in Hysteria" adlı kitabında belgelediler. Ancak hastalığı nedenleri üzerine düşüncelerinde birbirlerinden farklılaştılar. 1894'te Breuer, Viyana Bilimler Akademisi'nin Sorumlu Üyesi seçildi. Breuer, 1868'de evlendi ve beş çocuğu oldu. Kızı Dora daha sonra Naziler tarafından sınır dışı edilmek yerine intihar etti. Kızlarından biri Margarete Schiff, 9 Eylül 1942'de Theresienstadt'ta can verdi. Breuer'in torunu Hanna Schiff, Naziler tarafından hapsedilirken öldü. Anna O. olarak bilinen hastası Bertha Pappenheim ile çalışması konuşma tedavisini geliştirdi. Sigmund Freud tarafından geliştirilen psikanalizin temelini attı.

Hering-Breuer aşırı şişme refleksi, akciğerin aşırı şişmesini önlemek için tetiklenen bir reflekstir. Solunum yollarının bronş ve bronşiyol duvarlarında bulunan pulmoner germe reseptörleri, kuvvetli inspirasyonlar sırasında akciğerin aşırı gerilmesine yanıt verir.

Aktive edildikten sonra, vagus sinirinin büyük miyelinli lifleri yoluyla medulladaki inspiratuar alana ve ponsun apneustik merkezine aksiyon potansiyelleri gönderirler. Yanıt olarak, inspiratuar alan doğrudan inhibe edilir ve apneustik merkezin inspiratuar alanı etkinleştirmesi inhibe edilir. Bu inspirasyonu engeller ve ekspirasyonun gerçekleşmesine izin verir. Vagus sinirinin hem duyusal hem de motor bileşenleri bu reflekste etkindir.

Sayfa 376·Adını Tıbba Yazdıranlar·Prof. Dr. Akif Turhan Kürüm
Bu girdilerdeki içerikler Wikipedia başta olmak üzere kamuya açık kaynaklardan derlenmiş ve editöryal katkıyla sunulmuştur.

© 2023 Nobel Tıp Kitabevleri