Tüm girdiler
Araç / TeknikCerrahi·Sayfa 457

Kocher Manevrası

Emil Theodor Kocher, 25 Ağustos 1841 - 27 Temmuz 1917 tarihleri arasında yaşamış İsviçreli doktor ve tıp araştırmacısıdır. Tiroidin fizyolojisi, patolojisi ve cerrahisi alanındaki çalışmaları nedeniyle 1909 Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü'nü almıştır. Pek çok başarısı arasında, aseptik cerrahi uygulamaları, bilimsel yöntemlerin tanıtılması ve uygulaması, özellikle de ameliyatlarında tiroidektomi ölümlerini % 1'in altına düşürmesi yer almaktadır. Zamanında cerrahi alanında öncü cerrah olarak kabul edilmiştir.

Kocher'in babası Jakob Alexander Kocher demiryolu mühendisiydi ve 1845'te Emmental'ın (Bezirksingenieur) bölge mühendisi olarak görevi nedeniyle İsviçre'nin Burgdorf kentine (Bern yakınlarında) taşındı. Babası, 34 yaşında Bern kantonunda cadde ve su bölümü başmühendisi olarak atandı ve ailesiyle birlikte başkent Bern şehrine taşındı. 1858'de eyalet hizmetinden ayrıldı ve Bern çevresinde birkaç mühendislik projesi yönetti. Theodor Kocher'in annesi, Maria Kocher çok dindar bir kadındı ve Moravya Kilisesi'nde görevliydi. Jakob Alexander ile birlikte beş erkek ve bir kızdan oluşan bir aileyi yönetti. Theodor Kocher 25 Ağustos 1841'de Bern'de doğdu ve 16 Eylül 1841'de yerel Bern Minster'da vaftiz edildi. Theodor Kocher ikinci erkek çocuktu. Ailesiyle birlikte 1845'te okula başladığı Burgdorf'a taşındı. Daha sonra ailesi ortaokul ve lise eğitimi için (Realschule ve Literaturgymnasium) Bern'e geri döndüler. Lise yıllarında sınıf birincisi olan Theodor pek çok konuyla ilgilendi ve özellikle sanata ve klasik filolojiye ilgi duydu, ancak sonunda doktor olmaya karar verdi.

Çalışmalarına, onu en çok etkileyen iki profesör olan Anton Biermer ve Hermann Askan Demme'nin öğretmenlik yaptığı Bern Üniversitesi'nde 1858'de "İsviçre Matura"yı aldıktan sonra başladı. Çalışkan ve özverili bir öğrenciydi ama yine de bir İsviçre kardeşliği olan Schweizerischer Zofingerverein üyesi oldu. Doktorasını "Behandlung der croupösen Pneumonie mit Veratrum-Präparaten" (Veratrum Preparatları ile Krupöz Pnömoni'nin Tedavisi) çalışmasıyla aldı.

1865 baharında, öğretmeni Biermer'in görev yaptığı ve hastanenin başhekimi olarak Theodor Billroth'un olduğu hastanede çalışmak için Zürih'e gitti. Kocher daha sonra zamanın en ünlü cerrahlarından birkaçıyla tanışmak için Avrupa'da yolculuğa çıktı. Ekim 1865'te, Leipzig'den geçerek ve liseden eski bir arkadaşı olan Hans Blum'u ziyaret ederek Berlin'e gitti. Berlin'de Bernhard von Langenbeck'in yanında çalıştı. Langenbeck ve Rudolf Virchow'un asistanı olmak için başvursa da mevcut boş kadro olmadığı için, Nisan 1867'de Londra'ya geçti. Burada ilk olarak Jonathan Hutchinson ile tanıştı ve ardından Henry Thompson ve John Erichsen ile birlikte çalıştı. Ayrıca Kocher'i ailesiyle operaya davet eden Isaac Baker Brown ve Thomas Spencer Wells'in çalışmalarıyla da ilgilendi. Temmuz 1867'de Auguste Nélaton, Auguste Verneuil ve Louis Pasteur ile tanışmak için Paris'e gitti. Seyahatleri sırasında, sadece yeni teknikler öğrenmekle kalmadı, aynı zamanda önde gelen cerrahları şahsen tanıdı ve akıcı bir şekilde İngilizce konuşmayı öğrendi, bu donanım daha sonra İngilizce konuşulan dünyadaki bilimsel gelişmeleri kolaylıkla takip etmesini sağladı.

Kocher, Bern'e döndükten Strasbourg'da profesör olmak için 1872'de Bern'den ayrılan Georg Lücke'nin asistanı olmayı istemişti. Ancak başlangıçta bu talebi kabul edilmese de tıp camiasının talebi, yerel basının desteği ve Berlin'den Langenbeck ve Viyana'dan Billroth gibi birkaç ünlü yabancı cerrahın önerileri ile oluşan kamuoyu baskısı sonucu Kocher 16 Mart 1872'de Inselspital'de "Ordinary" Cerrahi Profesörü ve Üniversite Cerrahi Kliniği Direktörü olarak Lücke'nin halefi olarak seçildi.

30 yaşında iken, Bern Üniversitesi'nde sıradan bir profesörlük çağrısı, Theodor Kocher için ilk büyük kariyer adımıydı. Üniversitede profesör olarak görev yaptığı 45 yılda, ünlü Bernese Inselspital'in yeniden inşasını denetledi, 249 bilimsel makale ve kitap yayınladı, çok sayıda tıp doktoru eğitti ve binlerce hastayı tedavi etti. Uygulamalı cerrahi, beyin cerrahisi ve özellikle tiroid cerrahisi ve endokrinoloji alanlarına önemli katkılarda bulundu. Çalışmaları için diğer onurların yanı sıra 1909 Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü'nü aldı.

Kocher enfeksiyonu ve daha sonra hastaların ölümünü önleyen antiseptik yara tedavisi uyguladı, özel maskeler kullandı, daha sonra guatr ameliyatı için anestezinin tehlikelerini azaltan veya ortadan kaldıran anestezi uyguladı ve cerrahi sırasında kan kaybını azaltmaya yoğun gayret gösterdi. Kocher, daha az ağrılı ve tek hekim tarafından uygulanabilecek bir omuz çıkığı yöntemi geliştirdi. Aynı dönemde, kurşun yaraları olgusunu ve bunların kemik kırılmalarına nasıl neden olabileceğini de inceledi. Bu çalışmalardan, 1874 tarihli "Die Verbesserung der Geschosse vom Standpunkt der Humanitaet" (İnsanlığın bakış açısından mermilerin iyileştirilmesi) ve 1875 tarihli "Ueber die Sprengwirkung der modernen Kriegsgewehrgeschosse" (Patlayıcı etkisi üzerine: Modern savaş tüfeği mermileri) adlı yayınları oldu. Küçük kalibreli mermilerin daha az zararlı olduğunu gösterdi ve daha yavaş hızlı mermi kullanılmasını tavsiye etti. Bu nedenlerle uluslararası tanınırlığı arttı. Kocher profesör olur olmaz, Bernese Inselspital'daki uygulamaları ve binanın fiziki durumu düzeltmek için gayret sarfetti. Meslektaşlarının ve öğrencilerinin yoğun ilgisi çabalarının gerçekleşmesini sağlamaktaydı.

Kocher'in antiseptik yöntemine öncülük eden Joseph Lister'ı doğrudan tanıyıp tanımadığı belirsizdir, ancak Kocher'in onunla yazışmalarda bulunduğu bilinmektedir. Kocher, aseptik tekniklerin önemini erkenden fark etmiş ve bu tekniklerin devrimci kabul edildiği bir zamanda bunları meslektaşlarına tanıtmıştı. 1868 tarihli bir hastane raporunda, düşük mortaliteyi doğrudan "antiseptik Lister'in yara bandajlama yöntemine" bağladı ve daha sonra klinik müdürü olarak antiseptik yönteme sıkı sıkıya bağlı kaldı. Her yara enfeksiyonunun nedenini araştırmayı ve her muhtemel enfeksiyon kaynağını ortadan kaldırmayı ilke haline getirdi, bu nedenle ziyaretçilerinin ameliyatlarını izlemesini yasakladı.

Kocher ayrıca nöroloji ve nöroşirürji alanında özellikle sarsıntı, beyin cerrahisi ve kafa içi basınç konularında öncü araştırmacı olmuş ve önemli katkılarda bulunmuştur. Epilepsi cerrahisi ile omurga ve kafa travmalarını araştırmıştır. Amerikalı cerrah Harvey Cushing, 1900'de Kocher'in laboratuvarında birkaç ay geçirmiştir. Cushing burada beyin cerrahisi uygularken ilk olarak kan basıncı ile kafa içi basıncı arasındaki ilişkiyi tanımlayan Cushing refleksini açıklamıştır. Kocher daha sonra dekompresif kranyektominin kafa içi basıncını düşürmek için etkili bir yöntem olduğunu da gözlemlemiştir.

Döneminde, Tiroid cerrahisi yüksek ölüm oranları nedeniyle tehlikeli bir işlem olarak kabul edilmekteydi. Nitekim operasyonun en tehlikeli operasyonlardan biri olduğuna inanılıyordu ve o sırada Fransa'da Tıp Akademisi tarafından yasaklanmıştı. Kocher, antiseptik yara tedavisi ve kan kaybını en aza indirecek şekilde dokuya saygılı davranmasının oluşturduğu çağdaş ameliyat yöntemi sayesinde ölüm oranını %18'den %0.5'e kadar indirdi. Bu sonuçlar çağdaşı cerrahların sonuçlarına göre mükemmel bir başarıydı.

Kocher ve diğer meslektaşları, tiroidin tamamen çıkarılmasının tiroid hormonlarının eksikliğinden kaynaklanan kretinizme (Kocher tarafından kaşeksi strumipriva olarak adlandırılır) yol açabileceğini keşfettiler. Kocher daha sonra 102 eski hastasından 77'siyle temas kurmaya çalıştı ve tiroid bezini tamamen çıkardığı durumlarda fiziksel ve zihinsel bir bozulma belirtileri buldu. Kocher, 4 Nisan 1883'te bir konferansta kamuoyuna, o dönemde yaygın olarak yapıldığı gibi tiroidin tamamen çıkarılmasının (o sırada tiroidin işlevi henüz bilmememkteydi) artık tavsiye edilmemesi gerektiğini bildirdi. Bu tesbitlerini Alman Cerrahi Derneği'ne ve ayrıca 1883'te "Ueber Kropfexstirpation und ihre Folgen" (Tiroidektomiler ve sonuçları hakkında) adıyla yayınlandı. Total tiroidektominin kretenizme yol açtığını bildiren hekimlerden Reverdin bulgularını 13 Eylül 1882'de kamuoyuna açıklamıştı ve 1883'te bu konuyla ilgili başka makaleler yayınlamıştı. Yine de Kocher, Reverdin'in bu keşifteki önceliğini hiçbir zaman kabul etmedi. O dönemde guatr ve kretinizmin aynı hastalığın farklı aşamaları mı olduğu veya Kocher'in tarif ettiği vakalarda kretinizmin tiroidin tamamen alınmasının mı yol açtığı şeklinde tartışmalar mevcuttu. Ancak uzun vadede, bu gözlemler tiroid işlevinin daha eksiksiz anlaşılmasına katkıda bulundu. Bu aynı zamanda tiroid ile konjenital kretinizm arasındaki bağlantının ilk ipuçlarından biriydi. Bu bulgular nihayet tiroidle ilgili çeşitli hastalıklar için tiroid hormonu replasman tedavilerini mümkün kıldı.

Kocher, hemostaz, antiseptik tedaviler, cerrahi enfeksiyon hastalıkları, ateşli silah yaraları, akut osteomiyelit, boğulmuş fıtık teorisi ve abdominal cerrahi dahil olmak üzere tiroid bezi dışındaki birçok konuda çalışmalar yayınladı. Nobel ödülünden aldığı para ödülü ile Bern'de Kocher Enstitüsü'nü kurdu. Kocher-Debre-Semelaigne Sendromu'nun yanı sıra bir dizi alet örneğin kraniyometre ve cerrahi teknikler (örneğin, Kocher manevrası ve kocher insizyonu) onun adını almıştır. Kocher manevrası ortopedide hala standart bir uygulamadır. Kocher ayrıca, ameliyat sırasında kan kaybını önlemek için kullandığı Kocher's Surgical Clamp'ın 1882 yılında kullanıma sokmuştur.

1904 veya 1905'te 25 hasta kapasiteli "Ulmenhof" adlı özel bir klinik inşa etti. Kocher burada, çoğu durumda uluslararası olan daha zengin hastalara hizmet veriyordu. Ayrıca Lenin'in

Sayfa 457·Adını Tıbba Yazdıranlar·Prof. Dr. Akif Turhan Kürüm
Bu girdilerdeki içerikler Wikipedia başta olmak üzere kamuya açık kaynaklardan derlenmiş ve editöryal katkıyla sunulmuştur.

© 2023 Nobel Tıp Kitabevleri