Theodor Schwann 7 Aralık 1810 - 11 Ocak 1882 tarihleri arasında yaşamış Alman doktor ve fizyologdur. Biyolojiye yaptığı en önemli katkının hücre teorisini hayvanlara doğru genişletmesi olarak kabul edilir. Diğer katkılar arasında periferik sinir sistemindeki Schwann hücrelerinin keşfi, pepsin'in keşfi ve çalışması, mayanın organik doğasının keşfi ve metabolizma teriminin ilk kullanılması sayılır.
Theodor Schwann, Neuss'ta dünyaya geldi. Köln'de bir Cizvit okulu olan Dreikönigsgymnasium'da okudu. Dindar bir Roma Katoliğiydi. Köln'de bir rahip ve romancı olan din öğretmeni Wilhelm Smets'in insan ruhunun bireyselliğini ve özgür iradenin önemini vurgulaması onun kişiliğinin oluşmasında etkin olmuştur. 1829'da tıp öncesi eğitiminini Bonn Üniversitesi'nde aldı. 1831'de felsefe diploması aldı. Schwann Bonn'da iken fizyolog Johannes Peter Müller ile tanıştı ve onunla çalıştı. Müller Almanya'da bilimsel tıbbın kurucusu olarak kabul edilmektedir. 1831'de Schwann klinik tıp eğitimi için Würzburg Üniversitesi'ne geçti. 1833'te, Müller'in şimdi Anatomi ve Fizyoloji Profesörü olduğu Berlin Üniversitesi'ne gitti. 1834 yılında Berlin Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden yüksek lisans derecesi ile mezun oldu. 1833-1834'te Müller'in danışmanı olduğu tez çalışmasını yaptı. Schwann'ın tezi, tavuğun embriyonik gelişimi sırasında oksijenin gerekliliği konusunda ayrıntılı ve özenli bir çalışmayı içeriyordu. Schwann 1834 yazında bitirme sınavını geçti, ancak tıp uygulaması yerine araştırma yaparak Müller ile çalışmaya devam etmeyi seçti. Aile mirası nedeniyle en azından kısa vadede bunu karşılayabiliyordu. Gelecekteki beş yıl boyunca Schwann, harcamalarının diğer dörtte üçünü bu mirasından karşılayacaktı.
Schwann, 1834-1839 yılları arasında Berlin Üniversitesi Anatomisch-zootomische Müzesi'nde Müller'in asistanı olarak çalıştı. Sinirlerin, kasların ve kan damarlarının yapısını ve işlevini incelemeye odaklanan bir dizi mikroskobik ve fizyolojik deney gerçekleştirdi. Hayvan dokularını incelemek için yeni güçlü mikroskoplar kullandı. Bu, hayvan hücrelerini gözlemlemesini ve farklı özelliklerini kaydetmesini sağladı. Sessiz ve ciddi olarak tanımlanan Schwann, deneyleri için gereken cihazların yapımı ve kullanımında özellikle yetenekliydi. 1839'da profesörlüğünün kabul edilmemesi üzerine maddi kaygılarını azaltmak için Belçika'nın Leuven kentindeki Université Catholique de Louvain'de anatomi kürsüsüne geçti.
Schwann, kas kasılması, fermantasyon, sindirim ve çürüme gibi süreçleri incelerken, yaşayan olayların "bazı ruhani hayati güçlerden" ziyade fiziksel nedenlerin sonucu olduğunu göstermeye çalıştı. 1848'de Schwann'ın vatandaşı Antoine Frédéric Spring'in önerisiyle Belçika'daki Liège Üniversitesi'ne geçmeyi kabul etti. Liège'de anatomi ve fizyolojideki en son gelişmeleri takip etmeye devam etti, ancak kendisi burada yeni keşifler yapmadı. Yanlız havanın solunamadığı ortamlarda insan yaşamını desteklemek için kapalı sistem olarak tasarlanmış portatif solunum cihazı icat etti. 1858'de fizyoloji, genel anatomi ve embriyoloji profesörü olarak görev yapıyordu. 1872'den itibaren genel anatomi ve 1877'den itibaren embriyoloji öğretmeyi bıraktı. 1879'da tamamen emekli oldu. Schwann, emekli olduktan üç yıl sonra 11 Ocak 1882'de Köln'de öldü.
Yayınlanmamış yazıları ve laboratuvar notları bir arada incelendiğinde, Schwann'ın araştırmaları biyolojik süreçlerin maddi nesneler veya etmenler ve uyguladıkları güçler ile ölçülebilir etkileri arasındaki nedensel bağımlılıklar açısından tanımlandığında "tutarlı ve sistematik bir araştırma programı" olarak görülebilir. Schwann'ın hücreyi temel, aktif bir birim olarak düşünmesi, mikrobiyolojinin "kesin şekilde yasal bir bilim" olarak gelişmesinin temeli olarak görülmektedir.
Schwann'ın 1835'teki ilk çalışmalarından bazıları, "fizyolojiye matematiksel hesaplamanın uygulanmasının" başlangıç noktası olarak görüldüğü kas kasılmasını içeriyordu. Kasın kasılma kuvvetini hesaplamak için deneysel bir yöntem geliştirdi ve tanımladı. 1835'te sindirim süreçleri hakkında nispeten az şey biliniyordu. William Prout, 1824'te hayvanların sindirim sularının hidroklorik asit içerdiğini bildirmişti. Schwann, sindirim sularındaki diğer maddelerin de yiyecekleri parçalamaya yardımcı olabileceğini fark etti. 1836'nın başında sindirim süreçlerini incelemeye başladı. Sindirimi, hemen görülemeyen veya ölçülebilir olmasa da deneysel olarak "tuhaf özgün bir madde" olarak nitelendirilebilen fizyolojik bir ajanın eylemi olarak kavramsallaştırdı. Sonunda Schwann, mide zarından başarıyla izole ettiği ve 1836'da adlandırdığı enzim olan pepsini buldu. Schwann bu adı Yunanca "sindirim" anlamına gelen pepsis kelimesinden türetmiştir (peptein'den "sindirmek için"). Pepsin, hayvan dokusundan izole edilen ilk enzimdir. Pepsinin albümini yumurta beyazından peptonlara parçalayabileceğini gösterdi. Daha da önemlisi, Schwann, bu tür analizler aracılığıyla bir kişinin sonunda "tüm organize bedenlerdeki yaşamın tüm gelişim sürecini açıklayabileceğini" yazdı. Sonraki yıl, hem ayrışmayı hem de solunumu inceleyerek yaptığı aygıtları inşa etti.
Daha sonra maya ve fermantasyon üzerine çalıştı. 1836'da alkol fermantasyonu konusunda çok sayıda deney gerçekleştirdi. Güçlü mikroskoplar, maya hücrelerini ayrıntılı olarak gözlemlemesini ve yapıları bitkilere benzeyen küçük organizmalar olduklarını anlamasını mümkün kıldı. Schwann, alkolik fermantasyon sırasında mayanın çoğaldığını fark etti ve önce mayaya birincil nedensel faktör rolünü atfederek ve ardından da canlı olduğunu iddia ederek diğer araştırıcıların önüne geçti. Schwann, mikroskobu, mayadaki iki güncel fermantasyon teorisini reddettirecek dikkatlice planlanmış bir dizi deney gerçekleştirmek için kullandı. Önce, oksijen varlığında kapalı bir kapta bira fermente edilmesinden gelen sıvının sıcaklığını kontrol etti. Sıvı ısıtıldıktan sonra artık fermente olamıyordu. Bu, Joseph Louis Gay-Lussac'ın oksijenin fermantasyona neden olduğu yönündeki gürüşünü çürüttü. Schwann sürecin gerçekleşmesi için bir tür mikroorganizmanın gerekli olduğunu öne sürdü. Daha sonra temizlenmiş havanın ve arındırılmamış havanın etkilerini kullandı. Havayı ısıtılmış cam ampullerden geçirerek sterilize etti. Arıtılmış hava varlığında fermantasyon meydana gelmedi aksine arıtılmamış havanın varlığında meydana geldi ve bunu havadaki bir şeyin süreci başlattığını düşündürdü. Bu, kendiliğinden nesil teorisine, canlı organizmaların cansız maddeden gelişebileceği fikrine karşı güçlü bir kanıt sağlamış oldu. Schwann, fermantasyonun başlamak için maya varlığını gerektirdiğini ve maya büyümeyi bıraktığında durduğunu göstermişti. Şekerin, canlı bir madde olan mayanın etkisine dayanan organik biyolojik bir sürecin parçası olarak alkole dönüştürüldüğü sonucuna vardı. Fermantasyonun şeker oksidasyonu gibi inorganik bir kimyasal işlem olmadığını gösterdi. Daha fazla maya üretecek reaksiyon için canlı maya gerekli olduğunu gösterdi. Schwann haklı olmasına rağmen, fikirleri çağdaşlarının ilerindeydi. Meslektaşları biyolojik reaksiyonları tamamen inorganik kimyaya indirgemeye çalışmaktaydılar. Schwann'ın fermantasyon konusundaki çalışmalarının değeri, on yıl sonra Louis Pasteur tarafından nihayet tanınacaktı. Pasteur, 1857'de Schwann'ın çalışmasını tekrarlayarak ve onaylayarak, mayanın canlı olduğunu kabul ederek ve ardından fermantasyon araştırmasını ilerleterek fermantasyon araştırmasına başlayacaktı.
1837'de Matthias Jakob Schleiden, eski bitki hücrelerinin çekirdeklerinden yeni bitki hücrelerinin oluştuğunu inceledi ve belirtti. Bir gün Schwann'la yemek yediklerinde, konuşmaları bitki ve hayvan hücrelerinin çekirdeklerine döndü. Schwann, notokord hücrelerinde benzer yapılar gördüğünü hatırladı (Müller'in gösterdiği gibi) ve iki fenomeni birbirine bağlamanın önemini anında anladı. Benzerlik, her iki gözlemci tarafından da gecikmeksizin doğrulandı. Diğer deneylerde Schwann, kurbağa larvalarından gelen notokordal doku ve kıkırdağı ve ayrıca domuz embriyolarından alınan dokuları inceleyerek, hayvan dokularının her biri bir çekirdeğe sahip hücrelerden oluştuğunu tespit etti. Schwann, gözlemlerini 1838'de yayınladı. Bunu 1839'da "Mikroskopische Untersuchungen über die Uebereinstimmung in der Struktur und dem Wachsthum der Thiere und Pflanzen" adlı kitabının (Hayvanların ve bitkilerin yapı ve büyümesinin benzerliği üzerine mikroskobik araştırmalar) yayınlaması izledi. Günümüzde bu çalışması çağdaş biyolojinin temelini oluşturan bir dönüm noktası olarak kabul edilir. Schwann kitabında, "Tüm canlılar, hücrelerden ve hücre ürünlerinden oluşur" diye ilan etti. Hücre teorisini veya hücre doktrinini oluşturan hücreler hakkında üç sonuç daha çıkardı. İlk ikisi doğruydu. 1. Hücre, canlılardaki yapı, fizyoloji ve organizasyon birimidir. 2. Hücre, ayrı bir varlık ve organizmaların inşasında bir yapı taşı olarak ikili bir varoluşu sürdürür. 1860'larda bu ilkeler, bitki ve hayvanların temel anatomik bileşimini tanımlamak için kullanılan hücre teorisinin kabul edilen temelini oluşturuyordu. Schwann'ın teorisi ve gözlemleri modern histoloji için bir temel oluşturdu. Schwann, "Ne kadar farklı olursa olsun, organizmaların temel parçaları için evrensel bir gelişme ilkesi vardır ve bu ilkenin de hücrelerin oluşumu" olduğunu iddia etti. Schwann, yetişkin hayvan dokularını inceleyerek ve tüm dokuların olabileceğini göstererek bu iddiayı destekledi. Tek hücreli yumurtanın sonunda tam bir organizma haline geldiği yönündeki gözlemi, embriyolojinin temel ilkelerinden birini oluşturdu.
Schwann özellikle sinir ve kas dokularıyla ilgileniyordu. Vücut dokularını hücresel yapılarına göre sınıflandırma çabalarının bir parçası olarak Schwann hücreleri olarak adlandırılan sinir liflerini saran hücreleri keşfetti. Periferik sinirlerin yağlı miyelin kılıflarının nasıl oluştuğu, elektron mikroskobu icat edilene kadar cevaplanamayan bir tartışma konusuydu.
© 2023 Nobel Tıp Kitabevleri